MERHABA

  • 7/8/2006 - AMAN BENİ ACELE ÇİN'E GÖNDER!!!
  • Kategori: HiKAYE

    Hazret-i Süleyman aleyhisselamın yanında bir zat oturuyordu. Ölüm meleği geldi ve o kimseye öyle bir baktı ki, kendisine korku ve ürperme geldi.

            Bu gelenin kim olduğunu Süleyman aleyhisselam’dan sordu. Ve ölüm meleği olduğunu öğrenince:

           “Ey Allah’ın peygamberi, ben ondan çok korktum. Beni Çin’e gönder de, ondan uzakta olayım.” dedi.

             Hazret-i Süleyman aleyhisselam, rüzgara emrederek o kimseyi Çin’e gönderdi.

             Biraz sonra ölüm meleği tekrar yanına geldi ve Süleyman aleyhisselam ölüm meleğine sordu:

             “Biraz önce buraya geldin baktın ve gittin. Bu meraklı bakış ve aniden gidişinin sebebi neydi?” Ölüm meleği cevap verdi:

             Burada yanınızda oturan bir kimsenin, ruhunu Çin’de almakla emrolundum. Halbuki onu sizin yanınızda Kudüs’te görünce gayet şaşırdım ve hayret ettim. Oysa o kimse sizden Çin’e gönderilmesini istedi ve sizde bu isteği kabul ederek onu Çin’e gönderdiniz. Böylece bende aldığım emir gereğince Çin’e giderek onun ruhunu aldım..

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 22/7/2006 - GERÇEK DOST
  • Kategori: HiKAYE

    Dost

     Genç adamın biri,Dermiş babasına her gün;'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'  

     Baba, itiraz eder,Olmaz öyle çok dost, hakikisi Belki bir, belki iki,Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...Devam eder durur konuşma...Aralarında başlar bir tartışma,Karar Verirler bir sınava,Dostun hakikisini anlamaya...

     Bir akşam bir koyun keserler,Ve koyarlar çuvala. 

     Baba der ki oğluna,Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.Çuvaldan kanlar damlamakta,Sanki öldürmüşler de bir adamı,Koymuşlar çuvala,Dıştan böyle sanılmakta.     Delikanlı sırtlar çuvalı,Gider en iyi bildiği dostuna,    çalar kapıyı.

     O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı,Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,Almaz içeri arkadaşını,   Böylece tek tek dolaşır delikanlı,Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.   evlat geriye döner.Ama içten yıkılır...

     Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der.Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.

     Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim. Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...   

    Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.Geçerler arka bahçeye.Bir çukur kazarlar birlikte,Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,Üzerine de serpiştirirler toprak.Belli olmasın diye dikerler sarımsak...Genç adam gelir babasına;

    'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha.Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.Sonra gel olanları anlat bana...'Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,maksadı anlamaktır dostun hakikisini,babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!

     Der ki tokadı yiyen DOST;'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada'! 
     Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli...

     Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana  Sarılmalı...  

     Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı...

     Dost dediğin;fanatik olmalı;

     Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli. 

     Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,

     Ve ağladığında, seninle ağlamalı... 

     Ama hepsinden daha çok;Dost matematiksel olmali;   

     Sevinci çarpmalı... 

     Üzüntüyü bölmeli... 

     Geçmişi çıkarmalı... 

     Yarını toplamalı... 

     Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı...  

     Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...

     İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...  

     

                                          MEVLANA

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 22/7/2006 - BİR GENCİN DUASI
  • Kategori: HiKAYE

    BİR GENCİN DUASI 
     Gencin birisi Kâbe'de hep, "Ey doğruların yardımcısı olan Allah'ım,ey haramdan sakınanların yardımcısı olan Allah'ım, sana hamd-ü sena ederim"diye dua eder. Bu durum herkesin dikkatini çeker.
     Birisi, (Neden hep ayni duayı yapıyorsun, başka bir şey bilmiyor musun?der. Oda anlatır:
     7-8 sene önce yine Kâbe'de iken içi altın dolu bir torba buldum. Tam 1000 altın vardı. İçimden bir ses (Bu altınlarla,şunları şunları yaparsın) diyordu. Hayır dedim kendi kendime, bu benim değil, başkasının mali, kullanmam haram olur dedim.Bu sırada birisi, "söyle bir torba bulan var mi?" diye bağırıyordu.Çağırdım onu, nasıl bir torbaydı, içinde ne vardı diye sordum. Torbayı tarif etti ve içinde 1000 altın vardı dedi. Al öyleyse torbanı diyerek verdim. Adam torbayı açıp içinden bana 30 altın verdi.
     Pazara gittim. Temiz yüzlü genç bir esiri överek satıyorlardı. Gencin temizliği dikkatimi çekti. Yanlarına gittim, bu köle için ne istiyorsunuz dedim. 30 altın dediler. Adamdan aldığım 30 altını verip genci satın aldım. Bir iki yıl geçti. Genç çok çalışkan, çok edepli idi. Onu aldığıma çok memnun olmuştum. Bir gün onunla giderken karşıdan iki üç kişi geliyordu. Genç bana dedi ki,Efendim, ben Fas emirinin oğluyum. Bu gelenler babamın adamları. Beni buldular. Senden beni satın almak isterler. Sen iyi
    bir insansın, 30 bin altından aşağıya satma) dedi. O kişiler yanıma geldi, bu esiri bize satar misin dediler. Satarım dedim. 60 altın verelim dediler. Olmaz dedim. İyi ama sen bunu 30 altına almadın mi? Biz sana iki mislini veriyoruz dediler. Öyleyse gidin pazardan alin dedim.
     Artıra artıra 20 bin altına kadar çıktılar. 30 binden aşağı olmaz dedim.Çaresiz kabul ettiler.Altınları verip, genci alıp gittiler. Ben o 30 bin altınla iş yerleriaçtım, ticaret yaptım, daha çok zengin oldum. Bir gün bana arkadaşlar,"çok zengin bir ailenin iyi bir kızı var. Babası yeni vefat etti. Onunla seni evlendirelim" dediler. Ben de "olur" dedim. Nikah kıyıldı. Deve yükleri çeyizini getirdiler. Çeyiz arasında bir torba dikkatimi çekti. Kıza, "bu nedir" dedim. "İçinde 970 altın var,babam Kâbe'de bunu kaybetmiş, bulan gence 30 unu vermiş. Kalanını da bana hediye etti, çeyizine koyarsın dedi".
     Demek ki bulduğum altınlar benim rızkım imiş,vermese idim haram yoldan gelecekti, simdi helal yoldan yine bana geldi. Bana yardim edip haramlardan koruyan, nice nimetler ihsan eden yüce Rabbime hamd ederim. Acı da olsa, doğruları söyleyiniz. ( hadis i şerif )
     Takdirden ötesi yok... Nasipten ötesi yok.

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    Tüm meslektaşlarıma ve tüm blogculara selamlar.

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS
  • Beşiktaşlıların Buluşma Adresi
  • En güzel spor haberleri
  • Memurlarla ilgili tüm haberler
  • BJK Radyo+link bankası

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • vahip
  • muallimden
  • medreseizehra
  • yazarnet
  • fullmoon54
  • yusufkaraca
  • Blogcu Yardım
  • djazemimm87
  • izoiscaticephe
  • Hasan Beyan

    Reklam

  • Sayfa: 1 - Toplam: 1
    Son Sayfa |
    Salih Çakırca'nın Facebook profili Ermeni Sorunu