MERHABA

  • 10/11/2008 - 10 Kasım Atatürk'ü Anma Haftasında Söylenen "ATAM" Marşı
  • Kategori: Ataturk
    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 22/7/2006 - ATATÜRK VE YAŞLI KADIN
  • Kategori: Ataturk

    Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rasladık.Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu. 

    - Merhaba nine...  Kadın Ata' nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
    - Merhaba dedi.
    - Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp,
    - Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisi >>mi?  Paşa gülümsedi.
    - Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk
    milletinin malıdır.>Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.
    - Tabii söyleyeceğim, ben Sincan' ın köylerindenim bey, otun güç bittiği,atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.
    - Muhtar niçin Ankara' ya gönderdi seni?
    - Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da.... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa.Bende gün demeyip mıhtara ağnadınca, o da bana bilet alıverip saldı 
    Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyim de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.

    - Senin Gazi Paşa' dan başka bir isteğin var mı? Kadını birden yüzü sertleşti.
    - Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun 
    sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam!Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek.Sen efendi iyi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri 
    deyiver. Atatürk' ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,
    - Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.
     Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. Ikisi de ağlıyordu. Iki
    Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan,ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü
    atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri.Bunu Atatürk' e uzattı;
    - Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm. Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik.
    Oradakilere şu emri verdi; "Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin.Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 26/6/2006 - BİR KÖYLÜNÜN ATATÜRK’E YANITI
  • Kategori: Ataturk

    BİR KÖYLÜNÜN ATATÜRK’E YANITI

           Atatürk, Mersin'e yaptığı gezilerden birinde, kentte gördüğü büyük binaları göstererek sorar :

    - Bu köşk kimin?

    - Kirkor'un.

    - Ya şu koca bina?

    - Yargo'nun.

    - Ya şu ?

    - Salomon'un.

             Atatürk bu kez biraz sinirlenerek sorar :

    - Onlar bu binaları yaparken ya siz neredeydiniz? Toplananların arkalarından bir köylünün sesi duyulur : “Biz mi neredeydik? Biz Yemen'de, Tuna Boyları’nda, Balkanlar’da, Arnavutluk Dağları’nda, Kafkaslar'da, Çanakkale'de, Sakarya'da savaşıyorduk Paşam!

             Atatürk bu anısını aktarırken “Yaşamımda sözüne karşılık veremediğim tek kişi bu ak sakallı yaşlı olmuştur.” der dururdu.

     

    (Niyazi Ahmet Banoğlu)

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 26/6/2006 - BİR RESSAMLA KONUŞMA
  • Kategori: Ataturk

    Yıllar sonra bir bedizci (ressam), Mustafa Kemal'e Sakarya Savaşı’nı gösteren bir tablo armağan etti. Kendisi, önde yağız bir savaş atına binmiş olarak görünüyordu. Bedizci, kutlama beklerken birdenbire Mustafa Kemal'in "Bu tabloyu kimseye göstermeyin." demesi üzerine şaşırıp kaldı. Kimse ne söyleyeceğini bilemiyordu. Mustafa Kemal açıkladı: "Savaşa katılmış olan herkes bilir ki atlarımız bir deri, bir kemikti. Bizim de onlardan arta kalır yanımız yoktu. Hepimiz iskelet gibiydik. Atları da savaşçıları da böyle güçlü göstermekle Sakarya'nın değerini küçültmüş oluyorsunuz dostum."

    (Behçet Kemal Çağlar, Atatürk Denizinden Damlalar)

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 26/6/2006 - BEN CUMHURİYETİ BÖYLE KAZANDIM
  • Kategori: Ataturk

    Ankara, 10. Cumhuriyet yılının büyük sevinci içindedir. Kent, baştanbaşa ışıklarla donatılmıştır. Eğlence yerlerinde her Türk, tam bir bilinçle devrimin kazanımlarını algılayarak neşe içinde eğlenmektedir. Atatürk, resmi baloların verildiği yerlere uğradıktan sonra Halkevi’ni de onurlandırmaktadır. Orada, ulusal ve yerel giysileriyle coşan ve coşturan Türk köylüleriyle karşılaşır. Bu ulusu ve bu ülkeyi kurtarmak için atıldığı mücadelede kendine biricik güç ve erk kaynağı olan bu temiz yürekli yurt evlatlarının neşelerinden son derece duygulanmıştır. Onları bir süre izler. Çankaya’yı onurlandırır ve “Efeleri buraya getiriniz!” buyurur.

    Efelerin Çankaya’da, Atatürk’ün sofrasında nasıl coştuklarını ve nasıl coşturduklarını anlatmaya olanak yoktur. Büyük Ata, ortamın en heyecanlı bir anında, Ankara efelerinden birine sorar: “Efe, sen benim için ne yapabilirsin?”

                   Efe hiç duraksamadan yanıtlar: “Her şey...”

                   - Örneğin?..

                   - Ölürüm...

                   Şimdi bütün dikkat Atatürk’e çevrilmiştir. Kimse konuşmamakta, herkes onları dinlemektedir. Atatürk, gözlerini çevresindekiler üzerinde bir kez gezdirdikten sonra “Efe!”, diyor, “Sözünde içten misin ?

                   - Buyruk sizindir, Ata'm.

                   Atatürk, elini dizinin üstüne vuruyor : “Koy başını buraya!”

                   Efe derhal başını Ata'nın dizlerine koydu ve başını koyar koymaz şakağında bir soğuk temas hissetti. Bu, Atatürk’ün şakağına dayadığı tabanca namlusunun soğukluğuydu. Efe, bu soğuklukla birlikte şakağına dayanmış bir tabanca olduğunu görmüş, ancak en küçük bir harekette bulunmamıştı. Efe, Ata'sı için ölümü seve seve kabul edebilirdi. Ama Atatürk, ona kıyacak mıydı? Bütün yüzlerin rengi bir anda solmuş, heyecan son haddini bulmuştu. Solumaktan korkuyorlardı ve gözler Atatürk’ün elindeydi. Tabanca, efenin şakağına dayanmıştı. Fişek sürülmüş ve emniyet açılmıştı. Atatürk, bir saniye bile sürmeyen bu an içinde ve gözle fark edilemeyecek bir hızla tabancanın namlusunu şakağın yanından, belki bir santim kadar kaydırarak tetiği çekiyor. Derin sessizliği yırtan korkunç tabanca sesi... Kalpler, sanki yerinden kopacak. Orada bulunanların hepsinin beti benzi kül rengini almıştır. Ancak, efenin başı hâlâ Ata’nın dizindedir ve efede en küçük bir kımıldanma yoktur. Atatürk, efenin başını dizlerinden kaldırıyor; temiz alnını dudaklarına doğru çekiyor ve öpüyor. Daha biraz önceki havanın etkisinden kurtulamamış olanlara şu sözü söylüyor :

                   - İşte, ben Anadolu Savaşını bunlarla ve böyle canlarını esirgemeyenlerle kazandım.

    (Niyazi Ahmet Banoğlu)

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    Tüm meslektaşlarıma ve tüm blogculara selamlar.

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS
  • Beşiktaşlıların Buluşma Adresi
  • En güzel spor haberleri
  • Memurlarla ilgili tüm haberler
  • BJK Radyo+link bankası

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • vahip
  • muallimden
  • medreseizehra
  • yazarnet
  • fullmoon54
  • yusufkaraca
  • Blogcu Yardım
  • djazemimm87
  • izoiscaticephe
  • Hasan Beyan

    Reklam

  • Sayfa: 1 - Toplam: 3
    | Sonraki Sayfa
    Salih Çakırca'nın Facebook profili Ermeni Sorunu